Müzikal veya Müzikli Komedi, yalın ama kendine özgü bir olay örgüsü bulunan, müzik, dans ve diyaloglar içeren duygusal ve eğlendirici sahne gösterisidir. Kökleri pantomim, varyete gösterileri (sonradan vodvil), minstrel gösterileri, taşkın fantezili öyküler (extravaganza) gibi halk eğlencelerine kadar uzanır. Söz konusu eğlendirici gösteriler sonunda tek bir gösteri biçiminde birleşmiştir.

12 Eylül 1866'da New York kentinde The Black Crook (Siyah Dolandırıcı) adlı müzikal bir oyun sergilendi. Romantik Fransız balesiyle romantik Alman melodramının karması olarak tanımlanabilecek bu gösteri hem opera ve ciddi dram meraklılarına, hem de bürlesk gösterilerine düşkün izleyicileri başarıyla kendine çekti. 1874'te Johan Strauss (Genç) Viyana'da Die Fledermaus (Yarasa), 1878'de W. S. Gilbert ile Arthur Sullivan Londra'da H. M. S. Pinafore operetlerini sahnelediler. Edebi değer taşıyan librettoyu diğerlerinden farklı bir müzik ve stilize bir oyunla birleştiren M. S. Pinafore opereti müzikal tarihinde aşama oluşturan bir yapımdı. 1890'ların sonlarında İngiliz gösteri sanatçısı ve girişimci işadamı Georges Edwardes, Londra Şen Kızlar topluluğunu New York kentine götürdü. Sahnelediği gösteriye, kendisinin daha önceki bürlesk gösterilerinden ayırt etmek için müzikal komedi adını verdi.

Victor Herbert, Rudolf Friml ve Sigmund Romberg Avrupalı bestecilerin ABD'ye götürdükleri operet formu her yönüyle müzikalin kaynağını oluşturdu. Romberg'in yapıtları, örneğin The Student Prince (Talebe Prens) ve The Desert Song (Çöl Şarkısı) filme de çekildi ve başarı kazandı. 1920'lerde ve 1930'larda müzikallerin konusu şov dünyasına yöneldi; izleyicinin isteklerine uygun, zenginleri taşlayan yapıtlar üretildi. Bunları Richard Rodgers ile Lorenz Hart, Rodgers ile Oscar Hammerstein II, Harold Arlen, Jerome Kern ve George Gershwin gibi seçkin besteciler ve yazarlar gerçekleştiriyordu. 1940'larda müzikallerde öyküye daha fazla ağırlık verilmeye başlandı. Müzik oyunun yapısına daha uygun bir öge durumuna gelmişti; dansların kareografisine de daha çok özen gösteriliyordu. Bu akımın belli başlı örnekleri Rodgers ile Hammerstein'ın Oklahama!'sı (1943) ve South Pasific'iydi (1949, Pasifik Şarkısı). 1960'larda ve 1970'lerde toplumsal eleştiri içeren müzikaller öne çıktı. Bu dönem müzikallerinin en önemli örneği rock, stroskopik ışıklandırma, izleyici katılımı, gençliğin başkaldırısı ve çığlaklığı bütünleştirerek aykırı bir ses yaratan Hair'di. Stephen Swartz'ın Godspell'i ve Andrew Lloyd Webber ile Tim Rice'ın Jesus Christ Superstar'ı gibi birkaç yapıtta ise rock müziği, Kitabı Mukaddes öyküleri ile birleştirilmişti. Oh! Calcutta!'da (1969) ve dört yıl sonra da Earl Wilson, Jr.'ın Let My People Come'ında erotizm ile cinsel özgürlük araştırılıyordu. Marvin Hamlish ile Edward Kleban'ın A Chorus Line'ı geleneksel dekor, kostüm, olay örgüsü ve diyalogları neredeyse tümüyle gözardı etmişti. Stephen Sondheim'ın Company (1970), Follies (1971), A Little Night Music (1973), Pasific Overtures (1976) ve Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street (1979) adlı müzikallerinde kullanılan alışılmamış müzik, yetişkinlere özgü temalar, imgelem gücü olan kareografi ve sahneleme gibi yenilikler müzikal alanında gelişme durumundaki bir olgunluğu ve güvenli bir özgürlüğü gösteriyordu. Son yılların başarılı müzikalleri arasında Lloyd Weber'in Evita (1978), Cats (1981, Kediler) ve The Phantom of The Opera (1986, Operadaki Hayalet) adlı yapıtları özellikle öne çıkıyordu.