Drama, 19. yüzyılın ortalarında trajedinin sıkı kurallarına bir başkaldırı olarak ortaya çıkmıştır. Amiyane tabirle drama, ortaya karışık bir tiyatro çeşitidir dersek yanlış olmaz. Drama, trajedi ile komediyi bir araya getiren tiyatro çeşididir. Sözlük anlamının ötesinde drama türünü incelersek, modern tiyatronun yalnızca aristokrat zümrenin yaşamını ya da hayatın eğlenceli, hoş ve güldürü öğesi taşıyan taraflarının sahneye konmasının yeterli bulunmaması sonucu ile hayatı birçok tarafıyla temsil etme arzusunun harmanlanması sonucunda doğduğunu söyleyebiliriz.
 
Drama türünün başlıca özellikleri;
 
  • Konusunu başta gündelik yaşam ve tarihi dönemler olmak üzere çok çeşitli bir yelpazeden seçebilir. Bu yelpazede; kader, umut, neşe, kuşku, tasa, facia ve komik davranışlar bir arada bulunabilir. 
  • Oyunun kahramanları soyluların yanı sıra, sıradan insanlar arasından da seçilir.
  • Tek bir oyunun içinde, hem acı hem de güldürü öğeleri yer alır.
  • Drama seyirciden çekinmez. Bu nedenle olaylar seyircinin karşısında gerçekleştirilir. Hatta öyle ki en kanlı ve çirkin sahneler kolaylıkla sergilenir.
  • Trajedi'nin üç birlik kuralını tamamıyla reddeder. 
  • Şiir ve nesir birbirine geçmiş ve karışık bir halde bulunur.
  • İnsani temalardan çok toplumcu ve milli konuları işler.
  • Üç perdeden, beş perdeye kadar olabilir.
  • Dram eserlerinin temel amacı; gerçekleri göstermektir.
  • Drama'nın üzerinde yapılan bazı değişiklikler ile; piyes, melodram ve feeri gibi akımlar da türemiştir. Piyes; dramın ciddi ve ağırbaşlı yazılmış şekline denirken, duygulandırıcı ve fazla heyecan verici olanına Melodram denir. Feeri; ise bir masalın sahneye konulmuş şeklidir. 
 
Drama türü denildiğinde akla gelen ilk isimler ise; 
 
William Shakespeare, Victor Hugo ve Johann Wolfgang von Goethe'dir.