Mehmet akan 50’li yılların sonlarında amatör tiyatro alanında kolları sıvıyor. Yeni bir tiyatro, yeni bir sahne –izleyici ilişkisi düşleriyle, hedefiyle sanatının sokaktaki insana taşımaya çalışıyor. Tiyatroyu kolektif özünden koparıp çıkmaza sürükleyenlere karşı “elbirlikçi çalışma” modelini ortaya koyan Akan, toplu yazım, toplu yönetim modelleri geliştiriyor.
60’lı yılların sonunda geçmiş yıllarda birlikte amatör tiyatro ürettiği arkadaşlarıyla toplumcu sanat alanında yüz akı olmuş bir topluluğu; Dostlar Tiyatrosu’nu var ederken görüyoruz onu.
60’lı yılların anti-emperyalist coşkusuyla kurulmuş, her türden gericiliğe karşı aydınlığı, eşit ve özgür bir dünyayı savunan bir topluluğun temel taşlarından biri oluyor Akan.
Yönetmen Mehmet Akan’ın sahneledikleri içindeyse Hikaye-i Mahmud Bedrettin’i ayrı bir yere koymak gerekir. Şeyh Bedrettin olayına farklı bir bakış, farklı bir üslupla yaklaşan Akan’ın oyun yönetiminde ulusal tiyatromuza ışık saçan buluşları görmek mümkün.
İlk oyunu “Kiraz Çiçek Açıyor Aykırı Dal Üstünde” dir. “Feleknaz Hatunla Gülüizar Kızın Analık Davası” ünlü Alman yazar Brecht’in “ Kafkas Tebeşir Dairesi” den bir uyarlamadır. Midirfillik Oyunu (Ham Hum Şaralop) ve Hikaye-i Mahmud Bedreddin Oyunları gelenekselle evrenseli özenle yoğurmuş çalışmalardır.
Dans alanında önceleri tiyatro sahnesinde gerçekleştirdiği denemelerini 70’lerin ortasında Dostlar Tiyatrosu bünyesinde oluşturduğu HASAD; Çağdaş Halk Oyunları Topluluğundan olgunlaştırdı. Özellikle 1976 yılı işçi bayramı için hazırladığı “1 Mayıs Halayı” caddelerden geçen kortejin içinde parlayan ve kitleleri coşturan bir çalışmaydı.
12 Eylül sonrası Dostlar Tiyatrosu yeniden perdelerini açarken eski topluluktan iki deneyimli oyuncusu Mehmet Akan ve Macit Koper de çok önemli yorumlarıyla sahnedeydiler.
2005 yılında Nazım Hikmet Kültür Merkezi kendisine sanat alanındaki 40 yıllık çabasından ötürü bir Nazım heykelciği sundu.
Yaşamının son günlerinde bir oyun çalışması içindeydi. Ama belindeki bir acı onu durduruyordu. Çok da özen göstermediği sağlık sorununu sahnedeki üretimini sürdürebilmek için çözmeye girişti. Ama onu aramızdan alacak süreç hızlanmıştı. Son anına kadar üretti. Yaptığı her işi büyük bir özenle var etti. Toplumcu sanat için kolları sıvayacaklara başarılması zor bir model bıraktı.
Mehmet Esatoğlu / Tiyatro Sanatçısı


